Bazen bilim dünyasında bir gerçeğin ortaya çıkması için çeyrek asır beklemek gerekir. Illinois’in balçıklı topraklarında bulunan ve 300 milyon yıl öncesine ait olduğu bilinen bir fosil, tam 25 yıl boyunca "dünyanın en eski ahtapotu" unvanını gururla taşıdı. Pohlsepia mazonensis adı verilen bu gizemli canlı, 2000 yılındaki keşfinden bu yana evrimsel tartışmaların en güçlü kanıtı sayılıyordu.
Ancak gelişen teknoloji, bu canlının aslında çok farklı bir hikayesi olduğunu kanıtladı. Leicester Üniversitesi’nden paleontolog Thomas Clements ve ekibi, yüksek çözünürlüklü taramalarla bu tarihi unvanı yerle bir etti.
Pohlsepia’nın yıllarca yanlış tanınmasının altında, fosilleşme sürecinin yarattığı görsel bir oyun yatıyor. Mazon Creek bölgesindeki canlılar, nehir çamurlarının altında kalarak sert taşların içinde hapsolmuşlardı. Bu süreç yumuşak dokuları korusa da onları iki boyutlu, belirsiz karaltılara dönüştürdü. İlk incelemeyi yapan uzmanlar, taştaki bu şekilleri bir ahtapotun torba şeklindeki kafasına ve kollarına benzettiler. Tıpkı bir Rorschach testindeki mürekkep lekelerini yorumlar gibi, zihinlerindeki "ahtapot" şablonunu bu taşın üzerine yerleştirdiler. Oysa gerçek, çıplak gözle görülemeyecek kadar derinde saklıydı.
2019 yılında fosildeki göz izlerinin kimyasal yapısından şüphelenen araştırmacılar, gözlerini Paris’teki SOLEIL senkrotron tesisine çevirdi. Fosili X-ışını yağmuruna tutan bilim insanları, taşın en ince detayına kadar kimyasal haritasını çıkardı. Sonuçlar tam anlamıyla bir yıkımdı. Daha önce "yüzgeç" sanılan yapıların vücudun rastgele dağılmış hatları olduğu, ahtapotların imzası sayılan kolların veya mürekkep kesesinin ise aslında sadece mineral birikintileri olduğu anlaşıldı. Bu canlı aslında bir ahtapot değil, kabuğunu kaybetmiş ve çamurda ezilmiş bir nautiloiddi.
Bu gizemli canlının gerçek kimliğini ele veren en somut kanıt, ağız bölgesinde saklı duran "radula" yani dişli dil yapısı oldu. Senkrotron ışınları sayesinde yüzeyin altına sızan uzmanlar, her bir dişi tek tek sayma şansı buldu. Yapılan analizlerde her sırada 11 ayrı eleman olduğu görüldü. Bu dizilim, modern ahtapotlarda asla bulunmayan, yalnızca antik nautiloidlere has bir özellik.
Pohlsepia, "en eski ahtapot" unvanını kaybetse de aslında çok daha nadir bir rekora imza atmış durumda. Artık Paleozoik dönemden günümüze ulaşan, yumuşak doku kanıtlarının en net görüldüğü nautiloid örneği olarak kayıtlara geçti. Bilim dünyası şimdi Mazon Creek’teki diğer "tuhaf" kalıntıların da benzer yöntemlerle yeniden incelenmesini bekliyor.