Dünya haritasında neredeyse görünmez kalan bazı bölgeler, taşıdığı hikayelerle şaşırtıcı bir tablo ortaya koyuyor. Afrika’nın kuzeydoğusunda, Mısır ile Sudan arasında yer alan Bir Tawil de bunlardan biri. Yaklaşık 2 bin kilometrekarelik bu alan, sıradan bir çöl parçası gibi görünse de uluslararası hukuk açısından oldukça sıra dışı bir konumda. Çünkü burası, hiçbir ülkenin resmi olarak sahiplenmediği nadir topraklardan biri.
Uydu görüntülerinde sadece kum ve kayalıkların seçildiği bu bölge, ilk bakışta tamamen boş gibi duruyor. Ne sınır kapısı var ne de belirgin bir yerleşim izi... “Terra Nullius” olarak tanımlanan bu statü, yani sahipsiz toprak kavramı, günümüzde neredeyse hiç rastlanmayan bir durum. Ancak bu tanım, bölgenin gerçekten boş olduğu anlamına gelmiyor.
Bir Tawil, dışarıdan bakıldığında ıssız görünse de uzun yıllardır göçebe Ababda topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Bu insanlar, zorlu çöl şartlarına uyum sağlayarak yaşamını sürdürüyor. Ayrıca bölgede altın arayan küçük gruplar da söz konusu. İlkel yöntemlerden modern ekipmanlara kadar farklı araçlarla yapılan bu arayış, bölgede beklenmedik bir hareketlilik oluşturuyor.
Zamanla bu faaliyetler, küçük çaplı bir yerleşim izlenimi yaratmış durumda. Geçici barınaklar, basit ticaret noktaları ve madencilerin ihtiyaçlarını karşılayan alanlar, çölün ortasında dikkat çekici bir düzen oluşturuyor.
Bir Tawil’i ilginç kılan unsurlardan biri de burayı sahiplenmeye çalışan bireysel girişimler. Özellikle 2014 yılında bir Amerikalının bölgeye gidip burayı “krallık” ilan etmesi, uluslararası basında geniş yer bulmuştu. Bu tür girişimler zaman zaman tekrarlansa da hiçbirinin hukuki bir karşılığı yok.
Üstelik bu durum, bölgede yaşayan yerel topluluklar tarafından da hoş karşılanmıyor. Yüzyıllardır bu toprakları kullanan insanlar için dışarıdan gelen bu tür sembolik hamleler, anlamdan çok uzak görülüyor.
Bir Tawil’in sahipsiz kalmasının nedeni, geçmişte çizilen iki farklı sınır hattına dayanıyor. 1899 yılında belirlenen resmi sınır ile 1902’de oluşturulan idari sınır birbiriyle örtüşmüyor. Bu durum, iki ülke arasında çözülmesi zor bir denklem yaratmış durumda.
Ortaya çıkan tabloda, denize kıyısı ve ekonomik değeri daha yüksek olan Halaib Üçgeni ön plana çıkıyor. Mısır ve Sudan, bu bölge üzerindeki hak iddialarını güçlendirmek için farklı sınırları referans alıyor. Ancak bu tercih, Bir Tawil’i otomatik olarak devre dışı bırakıyor. Çünkü burayı sahiplenmek, diğer bölge üzerindeki hak iddiasından vazgeçmek demek.
Bir Tawil, resmi olarak kimseye ait olmayan bir yer olarak kalmaya devam edecek. Haritalarda boş bir alan gibi görünse de içinde hem geçmişin izlerini hem de bugün devam eden bir yaşam gizli...